OYUN RUHUN VE ZİHNİN GIDASIDIR

image4

Bir Zamanlar Ben

Ben gençken – yani daha gençken – hiç öyle kafasında evleneyim, çoluk çocuğa karışayım hayalleri kuran biri değildim. Yolda çocuk gördü mü çevirip öpen biri ise hiç olmadım. Olur da çocuğun biri bana yaklaşacak olursa, yalandan bir gülücük atıveriyordum. Hepsi bu. İşe güce, kariyere daha çok önem veren, her ne yapıyorsa en iyi şekilde yapmaya çalışan, her zaman kendini aşmayı hedefleyen insanlardandım. Sonra ne mi oldu? Önce evlendim. Sonra bir köpek edinip ev içinde yaşayan bitkiler dışındaki canlı sayısını üçe çıkarttım. Altı yılın sonunda bir de bakmışım toplamda beş kişi olmuşuz. İş, güç, kariyer diyen ben, ilk çocuğuma kendim bakacağım deyip içimde yıllardır sinsice saklanan, iliklerime işlemiş anne canavarını salıvermişim. Yetmemiş bir de ikinci çocuğu yapmışım. Eski ben, şimdiki bene bakıp “Bu da kim?” demiş.

Çocuklardan Sonra Ben

İlk çocuğum, yani kızım doğup o masum, güzel bebeklik dönemini atlatıp o meşhur 1-3 yaş dönemine girince evde bücür bir ergen ile yaşar olduk. Hamilelik dönemi ve bebeklerin ilk yılı ile ilgili kitaplar yalanıp yutulmuştu da bu yeni dönem ile ilgili pek bir fikrim yoktu. Artık ne bir bebekti ne de okula gidebilen bir çocuktu. Dedim ya bücür bir ergendi. Bu zamanı en kaliteli şekilde geçirip hem ona hem de kendime en hayırlı olanı yapmalıydım. İyi de oturup iki çift laf edebileceğin yetişkinlikte olmayan biriyle nasıl kaliteli zaman geçirilirdi? Kültür, sanat, spor, politika tartışacak halimiz yoktu. İşte bu ara dönem benim hayatımda yepyeni ufuklar açtı. Hayatımın, oyun ve aktiviteler diyarına giriş bölümü başlamıştı.

O dönemde edindiğim onlarca dış kaynaklı kitaptan, internette okuduğum makalelerden öğrendim ki; oyun,

  • çocukların yaşadığımız dünya ile ilişki kurmasına yardımcı olarak öğreniminde ve duygusal gelişiminde büyük rol oynar.
  • dil öğrenme, okuma, yazma ve düşünme becerilerinin temelini geliştirir.

  • çocukların kendi özsaygılarını kazanmasına yardımcı olur. Günlük hayatta küçük ve güçsüz oldukları için ne yapacakları büyükler tarafından dikte edilen minikler, oyun oynarken kendi gemilerinin kaptanı olurlar. Oyun oynarken her şeye güçleri yeter, kararları onlar verirler ve kuralları onlar koyarlar.

  • şekilleri, renkleri, sebep – sonuç ilişkilerini, en önemlisi farklı karakterleri öğretir. Çocuklar bir oyunda anne veya baba, bir diğerinde balerin, mimar, şoför veya müzisyen olabilir.
  • çocukların sosyal beceriler geliştirmesine yardımcı olur. Arkadaşları ile oynarken paylaşmayı, sırasını beklemeyi, kendi hakkına sahip çıkmayı, başkasının haklarına saygı göstermeyi öğrenirler.

  • çocukların korku, üzüntü, endişe, kızgınlık gibi duygularını gösterebilmesini sağlar, ki bu da duygusal açıdan sağlıklı büyümelerine yardımcı olur.

  • çocukların yaratıcılığını ve hayal gücünü geliştirir.
  • çocukların küçük kas becerilerini ve el – göz koordinasyonunu geliştirir.

  • çocukların kaba motor becerilerini geliştirir. Açık havada yürümek, koşmak, zıplamak, tırmanmak, atlamak, kaymak, sallanmak, atmak, yakalamak, itmek, çekmek gibi birçok hareket ayrıca çocukların kurtlarını dökmek için birebirdir.

image2-1

Biraz Hayalperest Biraz İdealist Ben

Tüm bunların yanı sıra en önemlisi ne öğrendim biliyor musunuz? Ebeveynlerin çocuklarıyla birebir oyun oynamalarının ebeveyn – çocuk bağının kurulmasında çok önemli adımlar atmalarını sağladığını. Bunu duyar duymaz, ailesi ile bebekliğinden beri oyun oynayıp aktivite yaparak ebeveynleri ile sıkı organik bağlar kuran, ilgi ve sevgi ile yetiştirilen çocukların kötü niyetli kişiler tarafından beyinlerinin yıkanamayacağını ve dolayısıyla toplumumuza, ülkemize hatta dünyamıza yapılabilecek kötülüklerin engellenebileceği hayalini kurdum. Bu hayalin, çocuklarımızı özgürlüğümüzü kısıtlayan engeller olarak değil de geleceğe şekil verme fırsatları olarak görebilirsek gerçekleşebileceğini düşündüm.

Doğa, biz insanlara geleceğe şekil verme gücü vermiş. İnsanlar da yavrularını hayvanlar gibi çayıra çimene salarak ya da bitkiler gibi toprağa koyup sulayarak büyütebilirdi. Bana göre biz insanlara farklı yetiler verilmesinin en önemli sebebi yarınlara sahip çıkabilmemiz içindir. Bunun ilk ve en önemli adımlarını da çocukları sadece fiziksel olarak büyüterek değil duygusal açıdan da besleyip en iyi şekilde yetiştirerek yapabiliriz. Zaten yetiştirmek kelimesi büyütmek kelimesine göre bana her zaman daha güçlü gelmiştir.

image1-1

Oyuncu, Aktivite Kraliçesi Ben

Hayalleri bir kenara bırakıp gerçek hayatta neler yapabileceğime baktığımda ise o kadar çok alternatif ile karşılaşmıştım ki artık kendim de elime geçen bir iki materyal ile oyunlar uydurabiliyordum. İçimden farklı bir anne daha çıkmıştı. Canım kızım içimdeki “play” tuşuna basmıştı sanki.

Farklı kategorilere yayılı birçok oyun, aktivite seçeneği içinde buluvermiştik kendimizi. Bu kategoriler;

  1. Keşifsel Oyunlar: Çocuk gelişimi hakkında yüzlerce kitap yazılmadan, internet siteleri okunmadan önce anneanne ve dedelerimizin bulduğu türden oyunlar. Ele geçen iki üç karton kutu, tuvalet kağıdı rulosu, mutfaktaki tencere tava ile gerçekleştirilen oyunlar. Hayatı öğretenler.

  2. Duyusal Oyunlar: Hani şu çocuklarımız için en önemli olan ama aynı zamanda da evi dağıtıp kirliliğe neden olduğu için biz büyüklerin sakındığı türden oyunlar. Her yere yapışan oyun hamurları, yerlere dökülen su aktiviteleri, kilden yapılan heykeller, kum ve çamur oyunları bu oyun türüne aitler.

  3. Hayali Rol Yapma Oyunları: Her çocuğun yapmazsa olmazı türden piknik yapmak, evcilik oynamak, komşuculuk oynamak gibi oyunlar.

  4. Açıkhava Oyunları: Kurtlarını döksün, çok yorulsun da eve gidince güzel uyusun türünden oyunlar. Oyun parklarının keşfedilme sebebi olan oyunlar. Koşmak, zıplamak, azmak…

  5. Yaratıcı Oyunlar: Mümkün olsa çocukları muşambaya sararak yaptıracağımız türden sanat ve elişi aktiviteleri. Parmak boyası dahil her türlü boya, kesme, yapıştırma gibi kırtasiyecileri zengin edecek aktiviteler.

  6. Kitap Okuma, Hikaye Anlatma, Kukla Oyunları: Dil gelişimini ve yaşadığımız dünyayı öğrenmesine yardımcı olan türden oyunlar.

image2

Öğrenmeye ve Öğretmeye Devam Eden Ben

Anladım ki oyun dolu bir çocukluk mutlu, bağımsız, özgüvenli, yaratıcı ve hayal gücü kuvvetli bireyler ortaya çıkarır. Kafalarımızı gömdüğümüz, plan programla dolu günlük hayat koşuşturmacamızdan sıyrılıp çocuklarımızla oyun oynamamız, onlarla sohbet etmemiz, şarkı söyleyip dans etmemiz daha sonra hayata dair edinecekleri deneyimler için kuvvetli bir zemin oluşturacaktır. Albert Einstein’ın “Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir” diyerek biz ebeveynlerin dikkatini çekmeye çalıştığına inanıyorum. Çocuğumuzun mutluluğunu ve öğrenme açlığını ön planda tutarak ona eğlenceli aynı zamanda öğretici faaliyetler sunmamız bu uzun soluklu insan yetiştirme yolculuğumuzdaki en değerli adımlar olmakla kalmayacak, aynı zamanda çocuklarımızın da hafızasından silinmeyecek değerli çocukluk anıları yaratacaktır.

Uzun lafın kısası bir zamanlarki ben, şimdiki bene dönüştüyse sizler de yapabilirsiniz. Biraz motivasyon gerekiyorsa ünlü İrlandalı yazar George Bernard Shaw’un şu sözüne kulak verin; “Yaşlandığınız için oyun oynamayı bırakmıyorsunuz, oyun oynamayı bıraktığınız için yaşlanıyorsunuz”. Anlaşılan oyun oynamak kırışıklıklara da iyi geliyormuş.

image3

Dilara GÜLENER

Ayrıca İlginizi Çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>