Yazar Tuna Kiremitçi ile Babalık serüvenini konuştuk!

Ebeveynlik uzun bir yolculuk… Anneler 9 ay boyunca bu serüvene gün be gün hazırlanırken babalar doğum sonrasında daha çok konuya hakim olabiliyor. Günümüzde internet kullanımının yaygınlaşması ile tecrübelerini, beklentilerini, ihtiyaçlarını ve çocukları ile hayallerini paylaşan daha çok anne görüyoruz, okuyoruz… Oysa anneler kadar çocuğu için endişelenen, hayaller kuran, umutları olan babalar da var…

Babalar Günü yaklaşırken, Yazar, Müzisyen ve Can’ın Babası Tuna Kiremitçi ile babalık serüvenini, çıkardığı çocuk kitabını ve yeni projelerini konuştuk;

Nasıl bir çocuktunuz, oğlunuzu kendinize benzetiyor musunuz? 

Oldukça hareketli bir çocuktum. Dere kıyısındaki arsamızda top oynamaktan, komşu mahalleyle su savaşı yapmaktan, maceralar yaşamaktan hoşlanıyordum. Oğlum daha şehirli ve ağırbaşlı bir karakter. Kitaplara ilgi duyuyor, piyano çalıyor. Ama mizah duygumuz ve film zevkimiz ortak.

Sizce nasıl bir babasınız? Otoriter, herşeye izin veren, kendi haline bırakan, demokratik-yön gösterici… mesela oğlunuzun her istediğini yapar mısınız?

Bir şekilde yönlendirici olmak gerek tabii. Bunu onun bir birey olduğunu unutmadan yapmaya çalışıyorum. Ingeborg Bachmann “Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar” diyor. O zaman neden demokrasi babayla oğul arasındaki ilişkide başlamasın?

Hiç ebeveynlikle ilgili kitap okudunuz mu, hangileri? Ebeveynlik eğitimi aldınız mı?

Bu konuda okuduğum tek kitap kendi kalbim. Doğallıktan ve içgüdülerden yanayım. Bütün insan ilişkilerinde olduğu gibi burada da empati önemli. İnsanın kendisini çocuğunun yerine koyarak düşünebilmesi harika bir deneyim!

Oğlunuzla beraber en çok ne yapmayı seversiniz? 

Özel bir programımız yok. Aslında gayet sıradan şeyler yapıyoruz. Film seyrediyoruz, bahçede top oynuyoruz, yürüyüşe çıkıyoruz… Hafta sonları liseye maç yapmaya gittiğimde o da benimle geliyor. Her defasında kendisinden çok şey öğreniyorum.

 

tunacangamze

Teknoloji ve dijital dünya ile aranız nasıl? günümüz çocuklarının teknolojiyi yoğun biçimde kullanmaları konusunda siz ne düşünüyorsunuz? Çocuğunuzun bilgisayar/iPad veya cep telefonu kullanımına yönelik kurallarınız veya kısıtlamalarınız var mı?

Ben “son analog” dedikleri insanlardanım, yaşım itibarı ile. Sosyal medyada zaman öldürdüğüm oluyor ama teknoloji meraklısı sayılmam. Oğlumun şansı ise annesinin bu konuda hassasiyeti oldu. Annesi sayesinde teknolojiden yararlanan ama ona esir düşmeyen bir çocuk olmayı başardı. iPad’de araştırmasını yaptıktan ya da bir süre oynadıktan sonra aleti bırakıp kitabına dönebiliyor.

 Baba olmadan önce baba olmayı hayal etmiş miydiniz? Hayal ettiğiniz baba olabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Gençken kendimi kız babası olarak hayal ediyordum nedense. Şimdiyse erkek evlat sahibi olmaktan son derece mutluyum. İyi baba olmak için çaba harcamıyorum, oğlumla zaman geçirmeyi seviyorum sadece. O benim hem oğlum hem yoldaşım hem de akıl hocam.

Oğlunuzu 25 yaşında nasıl hayal ediyorsunuz? Oğlunuzun gelecekle ilgili hayalleri, istekleri var mı? Mesela, sizin gibi yazmayı seviyor mu, müzikle ilgileniyor mu? Bu konuda teşvik ediyor musunuz?

Bizim memlekette bir çocuğu yazar olmaya teşvik etmek zalimlik olur. Ama kitaplarla ilgilenmesini seviyorum. Tabii ki sevdiği işi yapmasını, dünya vatandaşı olmasını isterim. Ama kendisiyle ilgili özel bir gelecek tasarımım yok. Çocuğun ihtiyacı sevgi ve güven duygusu. Biz bu ikisini verebilirsek onlar yollarını bulurlar.

Sizin çocukluğunuzda okuduğunuz ve sizi etkileyen çocuk kitabı hangisiydi? Oğlunuzun okuduğu kitapları önceden siz de okuyor musunuz? Oğlunuzu bir kitap kurdu olarak yetişmesi için nasıl teşvik ediyorsunuz?

Aslında kitap sevgisi daha çok annesinden. Ben onu müziğe ve sinemaya yönlendirdim genellikle. Çocukken Aziz Nesin kitaplarını çok severdim mesela. Şimdi beraber okuyoruz. Oğlum da bana Roald Dahl kitaplarını ve Uzun Çoraplı Pippi’yi öğretti. Çocukken ıskalamışım nedense.

Galatasaray Lisesi’nde aldığınız eğitimin size en büyük katkısı neydi? Oğlunuz için okul seçerken onun hayatına nasıl bir katkı sağlamasını hedeflediniz? 

Bizim okuduğumuz yıllar Galatasaray Lisesi’nin en iyi dönemi değildi ama İstiklal Caddesi’nin en iyi dönemiydi. Bir kültür-sanat merkezine dönüşmüştü Beyoğlu. Bu sebeple İstiklal Caddesi mezunu olarak yetiştik. Artık o Beyoğlu kalmadığına göre oğlumun kendi caddelerini bulması gerekecek. Bunu sağlayacak bir okulda okusun istedik.

Hafta sonu ve tatil planlarınızda “çocukla nereye” diye soruyor ve plan yapıyor musunuz? :)

Aslına bakarsanız şimdiki çocuklar çok yoğun. Sürekli kursları, antremanları, arkadaş toplantıları falan var… Biz onların hayatına uyum sağlamaya çalışır gibiyiz. Bir de bakıyorsunuz hafta sonu geçivermiş!

 Yazdığınız çocuk kitabı “Güneşi Kıskandıran Kız” çok sevilerek okundu. Çocuk kitapları yazmaya devam edecek misiniz?

Evet, aslına bakarsanız bundan sonra daha çok çocuklar için yazmayı düşünüyorum. Çünkü onlar okuduklarını çok iyi anlıyorlar!

Biz anne/babalara yönelik yeni projeleriniz olacak mı? Yeni bir kitap veya müzik grubunuz ile konser gibi? 

Atlas grubu bundan sonra sık sık şarkı yayımlayacak ve konser verecek. Konser takvimimiz şekillendikçe sosyal medya hesaplarımızdan duyuracağız. Kitap konusunda ise şu sıra daha çok romanlarımın yurtdışı baskılarıyla ilgileniyorum. Dünyalı okurlarla buluşmanın heyecanı her zaman başka!

 

Ayrıca İlginizi Çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>